24 Ekim 2013 Perşembe

İnsan Nevzat Kösoğlu

Nevzat Kösoğlu'na Rahmet

Şaban Abak

Anadolu'nun en 'yerli aydın'larından olan Nevzat Kösoğlu Bey vefat etti. Eserleriyle, yayıncılığıyla, siyasî mücadelesiyle ülkemize; milletimize iftihar edilecek hizmetler sunmuş olarak…
12 Eylül darbesinde pek çok masum vatan evladı gibi o da tamamen nahak yere iki yıla yakın hapis yatmıştı.
Çıktıktan sonra aktif siyasetten çekildi ve yeniden asıl büyük hizmetler verdiği alana; fikir ve kültür alanına yöneldi. İyi ki de öyle yaptı; çünkü ömrünün en verimli son 30 yılında milletimize birbirinden kıymetli eserler kazandırdı.
Başbakan Erdoğan ve bakanlarımız başta olmak üzere yüzlerce devlet adamının, aydınların, sanatçıların ve binlerce gencin katıldığı Kocatepe Camiindeki cenaze namazı tablosu da Nevzat Kösoğlu'nun hizmetlerinin toplumdaki yankısının ve takdir edilişinin bir işaretiydi.
Cezaevinden çıktıktan hemen sonra basılmış 'Kitap Şuuru' adlı deneme kitabı o yıllarda başucu kitabım olmuştu. Bir ölçü; bir mihenk olarak 'Kitap'ın yeniden hayatımızın merkezinde yer alması gerektiğini; yaşadığımız buhranların, savrulmaların 'ölçüsüzlükten' ileri geldiğini söylüyordu.
Kurduğu Ötüken Neşriyat'ın yayımladığı birbirinden kıymetli seçme eserler bile kültür hayatımıza hizmet olarak kâfidir. Sezai Karakoç'un 1966'da Diriliş dergisinde yazdığı 'İslam Toplumunun Ekonomik Stürktürü' adlı çığır açıcı eseri de ilk kez 1967 yılında Ötüken Neşriyat tarafından basılmıştır.
Yıllar sürmüş bir emeğin ürünü 'Şehit Enver Paşa' adlı incelemesi ise Nevzat Kösoğlu'nun araştırmacılığının seçkin bir örneğidir.
Hele kendi hayat macerasını anlattığı 'Geçmiş Zamanın Peşinde Yahut Vaizin Söyledikleri' adlı nefis kitabı ise İspir üzerinden yazılmış bir Erzurum kitabı ve yakın tarih hazinesi gibidir. 'Türk Olmak ya da Olmamak' başlığıyla yayımladığı eseri de kültür ve medeniyetimizi üreten ve yaşatan temel değerlerin samimi bir heyecanla hem aktarımı hem analizidir.
80'li yılların ortalarında Ankara'da, üniversite öğrencisiyken yaşadığım maddî zorlukları aşmak için yarı zamanlı da olsa bir iş bulup çalışarak okulu bitirmek istedim. İş bulmama yardımcı olabileceğini düşünen bir arkadaşın tavsiyesi üzerine kendisini ziyarete gittim. Param oldukça uğrayıp kitap aldığım Kolej yakınlarındaki An-Da Kitap Dağıtım'da, arka taraftaki özel bölmede oturuyordu.
Kendimi tanıtıp konuyu açınca büyük bir üzüntüye kapıldı. Cezaevindeyken de çıktıktan sonra da kendisini hemen hemen arayıp soranın bulunmadığını, bana yahut başkasına yardımcı olabilecek imkâna sahip olmadığını ve fakat bizlere yardımcı olmanın aslında kaçınamayacakları bir görev ve sorumluluk olduğunu söyledi. Bu sırada ağlamaya başladı. Adeta dolu bir bardağa son bir damla eklemiştim.
Çıkışta beni uğurlarken içtenlikle boynuma sarıldı. O sırada elini göstermeden, cebime soktuğunu hissettim.
Cebeci'ye doğru yürürken çıkarıp baktım. Tedavüldeki en büyük banknottan iki adet parayı kıvırıp cebime sokmuştu. Bu sefer ben ağlamaya başlamıştım.
Mekânı cennet, yoldaşı Resulullah olsun!

Eksiklikler

Japonya'da bir çocuk 10 yaslarindayken bir trafik kazasi geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun
büyük bir ideali varmis . Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak istiyormus. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yikilan çocugunun büyük bir depresyona girdigini gören babasi, Japonya'nin ünlü bir Judo ustasina gidip yapilacak bir seyin olup olmadigini sormus..

Hoca:
-Getir çocugu ..bir bakalim, demis.
Ertesi gün baba-ogul varmislar hocanin yanina..
Hoca çocugu süzmüs ve
-Tamam demis..yarin esyalarini getir, çalismalara basliyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir hareket göstermis ve bu hareketi çalis demis.
Çocuk bir hafta ayni hareketi çalismis..
Sonra hocasinin yanina gitmis. "Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormus.
 Hocanin cevabi:

Çalismaya devam et olmus...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yilini doldurmus..
Çocuk bu bir yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis.
.Hocanin yanina tekrar gitmis:
-Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska hareket göstermeyecek misiniz?
-Sen ayni hareketi çalis oglum . Zamani gelince yeni harekete geçeriz..
2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10.yilini doldurmus.
Bir gün hocasi yanina gelip. .."Hazir ol ! " demis.. "Seni büyük turnuvaya yazdirdim.
Yarin maça çikacaksin!"..Delikanli sok olmus..

Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.
Ünlü judocularin katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi düsünmüs ; ama hocasina saygisindan ses çikarmamis...
Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina çikmis. Rakibine bildigi tek hareketi yapmis ve kazanmis. Derken.. ikinci üçüncü maç.... çeyrek, yari final ve final...
 Finalde delikanlinin karsisina ülkenin son on yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.

Tam bir üstat delikanli dayanamayip hocasinin yanina kosmus...
-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin
hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim tekbir hareket var..bu kadar bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim izin verin turnuvadan çekileyim..
-Olmaz demis hocasi. Kendine güven,çik dövüs.
Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çikmis müsabakaya. Maç baslamis.Delikanli yine bildigi o tek hareketi yapmis ve tak.!
 Yenmis rakibini sampiyon olmus.
 Kupayi aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve bildigim tek bir hareket var. Nasil oldu da ben kazandim.?
-Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. O kadar çok çalistin ki, artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi vardir.
Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutmasi gerekir.!
 
Bunu anlatan dostumuz bir de şunu ekledi: İnsanlarin eksiklikleri bazen, ayni zamanda en güçlü taraflari olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin...

22 Ekim 2013 Salı

Emekli Mehmet Efendi'den Nükteler / Durdu Güneş

http://www.ankarahaber.com/yazar/Emekli-Mehmet-Efendi-den-Nukteler-2/1040

Çöp Kamyonu

"Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı. Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu. 

Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı. 
Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı. ...

Sordum:

-'Neden bunu yaptığınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.'

Taksi şoförü bana, simdi 'Çöp Kamyonu Kanunu' dediğim şeyi öğretti.

Şoför -pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler. Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler. Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla 'size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.'

Hayat %10 onunla ne yaptığınız, %90 onu nasıl alıp karşıladığınızdır.

21 Ekim 2013 Pazartesi

Derviş ve Hükümdar

Bir derviş çöl kenarında oturmuş tefekkür ederken, yanından hükümdar geçti. Bu dünyanın endişe ve dertlerinden kurtulmuş olan derviş, ne kafasını kaldırdı, ne de ilgi gösterdi. İktidarından müthiş gurur duyan hükümdar onun bu ilgisizliği karşısında öfkeden deliye döndü ve
“Yamalı cübbeleriyle bu dervişler hayvanlardan farksız” dedi.
Hükümdarın veziri dervişin yanına gelip onu sorguya çekmeye başladı:
“Dünyanın büyük sultanı yanından geçti ve sen ne ayağa kalktın ne de önünde eğildin.
Bu küstahlığın sebebi nedir?”
Derviş cevap verdi:
“Sultanınıza söyleyin,
ondan mükâfat bekleyenlerin önünde eğilmesini beklesin.
Yine ona söyleyin,
idareciler halklarını korumak için vardır.
İdarecilere itaat etsin diye yaratılmamıştır.
Ona söyleyin ki,
İdareci fakir-fukaranın bekçisidir. Koyunlar çoban için var edilmemiştir, bilakis çoban koyunlara hizmet etmek için vardır.
Etrafınıza bir bakın. Bir kişi dertsiz-tasasız safa sürerken, diğerleri sıkıntıyla geçinmeye çalışıyor. Fakat bir gün gelecek, aptalca düşüncelerle dolu beyinler toprakta çürüyüp gidecek. Kaderin karşı koyulmaz hükmü beyan edildiğinde, ortada ne efendi kalacak, ne de köle.
Kabirleri açın da un ufak olmuş kemiklere bakın bakalım. Sonra da bana hangisinin zengine, hangisinin fakire ait olduğunu söyleyin.”
Hükümdar, dervişin bu sözlerini duyunca derinden etkilendi, utandı. Dervişe sordu:
“Ey derviş, dile benden ne dilersen!”
“Beni bir daha rahatsız etmemeni istiyorum.”
“Peki ama, ne olur bana bir nasihatta bulun.”
“Kudret senin elindeyken dikkat et. Çok geç olmadan şu hakikati anla:
Kudret ve saltanat kimsede kalmaz, elden ele dolaşır, bir kuş gibi daldan dala konar.”

11 Ekim 2013 Cuma

Bakış Açısı

Bir meseleye bakarken nereden baktığınız önemlidir. Çünkü baktığınız yere göre sonuç değişebilir. Anlaşmazlıkların birçoğu bir meseleye bakarken farklı nirengi noktaları kullanılmasından kaynaklanır. Empati kurarken karşı tarafın nirengi noktasını da dikkate alırsak daha rahat anlaşabiliriz.

Bir fıkra bunu güzel tasvir eder.

Batılı bir grup turist, safari avı için Afrika’ya giderler. Av bölgesine giderken yanlarına yerlilerden birkaç kişi alırlar.

Avlanacakları ormanlık alana girdiklerinde kaybolmama düşüncesiyle nirengi noktası olarak büyük bir ağaca çaput bağlarlar. Av bölgesinde bir süre avlandıktan sonra geri dönmek isterler. Ancak çaput bağladıkları ağacı bulamazlar. Batılılar paniğe kapılır “Eyvahh! Biz ormanda kaybolduk!” derler. Yerliler ise hiç telaşlanmazlar gayet sakin dururlar. Batılıların “kaybolduk” sözlerine karşılık, “Hayır, biz kaybolmadık işte buradayız. Çaput bağladığımız ağaç kayboldu” derler.


Durdu Güneş'e teşekkürler.

Karga Kadar Olmak!

Karga,karga ''gak'' dedi,
Çık,şu dala ''bak'' dedi,
Çıktım baktım o dala
Bu karga ne ''budala!..''

Belli ki,karganın dediği gibi dala çıkıp bakmış,bir şey göremeyince de karga '' budala'' olmuş!!!
Budalalığı üstüne konduramayan bizler,kargaya ''Budala'' yakıştırması yapan bizler..Alttaki fotoğrafa bakalım da, ''biz bunu yapıyor muyuz...sorgulayalım!!!...'' Sonra da,kim akıllı, kim budala BİRAZ DÜŞÜNELİM!!...KISSADAN HİSSE!!.....
Metin Devrim'e teşekkürler.